Anasayfa | Foto Galeri | Videolar | Anketler | İletişim |

Arıcak.net Üyelik

Üye Girişi
 Üye Adı :  
 Şifre :  
 
Üye Ol Şimremi Unuttum
Sitede Toplam 95 Üyemiz
Son Üyemiz yeniefsanearıcak

HAVA DURUMU





Şikayetlerinizi yazabileceğiniz özgür platform! Öneri ve isteklerinizi bize yazın.



      NAMAZ VAKİTLERİ

cami

MUTSUZLUĞA ÖVGÜ

Okunma  Yazar : Beytullah OĞUZ
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 560
Tarih  Tarih : 09 Şubat 2010, 12:14

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

                                                    MUTSUZLUĞA ÖVGÜ
     
        Bugün benim doğum günüm. Bir kutlama filan yapmadım hiçbir zaman. Yapacak da değilim bundan sonra. Böyle bir gelenek de yok benim yetiştiğim kültürde.
     Yaşlanıyorum her gün biraz daha. Hem de büyük bir hızla. Çocuktum, büyüdüm genç oldum ve şimdi otuzumu geçmiş biri olarak gençliğimin sonundayım ya da orta yaşımın başında.
       Evet, yaşlanıyorum büyük bir hızla. Hem de zaman bir türlü geçmiyorken benim için. Hele geceleri bazı bazı kaçar uykularım, içinde kıvranıp durduğum yatağım diken gibi batar bana ve sabah bir türlü gelmez. Gelen sabah da mutluluk getirmez. Böylece birbirinin aynı geçiyor günlerim tırnaklarını etime geçirerek. Yaşamak, acı çekmekle aynı anlama geliyor böylelikle.
      Yaşlanıyorum büyük bir hızla. Mutsuzluğum da benle birlikte yaşlanıyor, yaşlandıkça daha bir gürbüzleşiyor her ne hikmetse. Müzmin bir hal aldı, artık ayrılmaz bir parçam oldu benim. Öyle ki kendimden bahsederken muhakkak suretle ondan bahsediyorum. Hani benimle ilgili vasıflar sıralanırsa, mutsuzluğum ilk sıralarda bir yer bulur kendine kesin kes. İşin güzel yanı -ya da tek tesellim mi diyeyim- onu bir değere dönüştürmeyi bildim çoğu zaman. Sohbet ettim insan kardeşlerimle en içlisinden, yazı yazdım ondan cesaret alarak; Öte yandan kendi kabuğuma çekildim, derinlere daldım, içli bir adam oldum içerimde biteviye bir kor varken.
Belki bu sebepten neyi yaşadımsa yarım yamalak. Bütün tatlar kekreye çaldı bende yine bu sebepten. Bütün denizlerim çalkantılı, gemilerim alabora, limanlarım korunaksız… Hangi limana atsam kendimi, fırtınalar koyuvermedi peşimi. Buldular beni en kuytu yerde ve halvet oldular bendeki derin kederle.
Yeni limanlar aradım kendime, yeni aşklar, yepyeni dostluklar, terütaze uğraşlar, denenmemiş tatlar… Mutsuzluk sinmişti hepsine çoktan, ben oraya vardığımda. Geç kalıyordum her şeye… Geçenlerde günlüklerimi karıştırıyordum. Değerli dostum Sadi’ye attığım 18.01.2004 tarihli bir mesajda şunları yazmışım:
’’Gecikerek ve bir yığın handikapla bir yarış var başladığım. Ne kadar yol aldım bilinmez henüz. Başladığım yerde de değilim. Azmettim bir kere vazgeçmek olmaz.’’
Ve Sadi şu mesajı yazmış bana cevaben:
’’Kazandıkların ne olursa olsun neleri kaybettiğini hatırlayınca mutsuz olursun. Kaybımı karşılayacak kadar cömert değil hayat ve aşksız yoksul da.’’

     Geri kalmış bir memlekette, eskilerin silik ayak izleri peşi sıra giden bir topluluğun bağrından fırlamıştım hayata. Hep geriye bakıyorlardı. Eskiye takılıp kalmışlardı. Geçmişini bilmek değildi onlardaki tecessüs ne yazık ki. Köksüz bir geçmiş ve ışıksız bir gelecekti sahip oldukları tek şey. Güneşleri karartılmış; yakıtı çoktan bitmiş, fitili atmış bir gaz lambası tutuşturulmuştu ellerine ve onunla arıyorlardı yollarını kapkaranlık gecede.
İşte ben, böylesi bir karanlığın içinden fırlamış bir körebeyim. Sobelendim hayata, sobelendim mutsuzluğa, sobelendim yenilgiye, sobelendim her şeye…
Oyunu bozamıyorum, oyundan çıkamıyorum. Arada bir çıngar çıkarsam da nafile. Öyle ki oyuncusu bile değilim yaşadığım hayatın, oyuncağıyım sadece ve senelerim birer birer ufalanıyor ellerimde.
Dostoyevski romanlarından fırlamış bir kahraman gibiyim bu yüzden. Hep kendisiyle kavgalı, hep başkaları için kaygılı. Kendi göletinde boğulurken başkalarının denizinde kürek çeken bir adam(cık). Hayrı kendine olmayan, kendi keline eczadan yoksun...
Evet, mutsuzluğum insan olmakla özdeş. Varoluşsal bir sancı. Yani ki sonradan görme bir duygu hali değil. Adem babadan bana tevarüs eden, Kabil’de, Gılgamış’ta, Lut’ta, Hz. Muhammed’te, Füzuli’de, Camus’da tecessüm eden irsi bir miras. Ve tüm beniâdemin imbiğinden geçip milyarlarca takdir olunmuş en saf haliyle bir mutsuzluk. Tek damlası bile kocaman bir yaşamı alt üst etmeye yeten, arada bir iğreti sevinçlerle bezenen bir mutsuzluk.
Sanırım mutsuz oluşumun doğduğum yerle yok bir ilgisi. Ben çocukken de mutsuzdum zira. Bu sebepten bende sonradan görme olmayan tek şey mutsuzluğumdur. Yani ben asil bir mutsuzum.
     Buna çare aramadım değil. Aşk sandım çaresi, değilmiş. Dost sandım çaresi, değilmiş. Din sandım çaresi, değilmiş. Bark sandım çaresi, değilmiş. Aş sandım çaresi, değilmiş. İş sandım çaresi, hiç değilmiş. Velhasıl çaresi olmayan bir dert bendeki ve sanırım herkesle en sahici paydamız bu. Ama az, ama çok. Bu sebepten kim olursak olalım, hangi ırka, hangi dine mensup olursak olalım, muhakkak herkesle ortak bir mutsuzluğumuz var. Ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın, sonuç itibariyle aynı acıdır her birimizin yüreğindeki. Ve paylaşabilirsek azalır az biraz belki…

                                                                                                                                 Beytullah Oğuz

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

ayetullah kanhan [ 07 Mart 2010, 22:29 ]
değerli dostum yazınız için harcadığınız zamana ve emeğe değmiş,ellerinize sağlık...sizin mutsuzluğunuza çare arayıp[böyle bir gerekliliğin olduğunu söylemiyorum) sizden daha fazla siz olmak istemiyorum. ama hep aynı hastanede yatıp derdini anlatmaktan korkan hastalar gibi yaşadık, eğer söylersek hastalığımız daha da artacak diyerek bizi uysallaştırdılar ve de olduk..bunu dile getirmeniz ''düşünüyorum öyleyse varım''diye anlamak da mümkün ,mutlu olmam gerekiyor'du ama olmadım,olmalıyım, gibide anlayabiliriz-siz bunu anlatmak istemesenizde- yani biz hayatın yok ile mutsuzluk ile başı kendini inkar ile başladığını anlamadık,yeti-nme kültürünün mümküne uzanan köprülerinden gelip geçtik,umarım aşacağız bunları..olmadık,yapamadık diyebilen günün birinde mutlaka başarır..
tşkrlr,          sevgilerimle
kerim [ 22 Şubat 2010, 21:27 ]
mutluluk insanın avucunun içinde. yanlızlık avucunu karıştırmakla başlar.
gözde [ 09 Şubat 2010, 22:10 ]
hocam merhaba ben gözde yine herzaman ki gibi harikasiniz

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

KÖŞE YAZARLARI

MUTSUZLUĞA ÖVGÜ Beytullah OĞUZ
Beytullah OĞUZ
İNSAN Aydın CAN
Aydın CAN
BABAMA MEKTUP Bahattin OĞUZ
Bahattin OĞUZ
OKUL ANLAYIŞIMIZ A.Selam SERT
A.Selam SERT
ARICAK VE SİYASET Sadin COŞKUN
Sadin COŞKUN
ARICAK LİSESİ VE YERLİ ÖĞRETMENLERİN BAŞARISIZLIĞI(!) Ali CAN
Ali CAN
M.Ali DALMIZRAK M.Ali DALMIZRAK
M.Ali DALMIZRAK

GALERİ




Anasayfa | Arıcak'tan Haberler | Elazığ'dan Haberler | Türkiye'den Haberler | Spor Haberleri | Konuk Yazarlar

Röportajlar | Videolar | Fotograf Galerisi|Anketler | İletişim


Tüm Hakları Saklıdır - 2009 © Arıcak.net | designed by: Anadolu Yazılım