| Anasayfa | Foto Galeri | Videolar | Anketler | İletişim | | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLER
HAVA DURUMU![]() NAMAZ VAKİTLERİ
|
BABAMA MEKTUP
BABAMA MEKTUP Belki sen hatırlamazsın; ama biz uzun vadeli görüşmeyeli tam dört yıl olmuş. Bu süre içinde ne ben istediğim yere ulaştım, ne de sen ülke seviyesinin çok üzerinde bir yapıt ortaya koyabildin. Oysa çok önceleri sen olmadan kendimin çok şeyler başaracağımı düşünürdüm. Şimdilik gerçekleştiremediğim tüm eylemlerin sorumluluğunu kendi üzerime olmak durumunda olduğum için tüm suçu kendimde görmek durumundayım. (daha o zamanlar ben yeni genç oluyordum, üstelik kendimdeki değişikliğin farkında değildim, sen de tüm babalar gibi bini uyarmadın.) Hep yabancı kaldık birbirimize. O bildik ve alışıldık baba-oğul ilişkisi yaşanmadı aramızda. Sadece konuşuyor olmak için ve var olduğumuzu birbirimize hatırlatmak için hep uzaktan kısacık cümlelerle birbirimizi geçiştirdik. Bunu, aramızdaki aşılmaz buzları eritmek için değil, sadece öyle olması gerektiği için yaptık. (dışarıdaki insanlara kötü izlenim vermemek için). Biz, bir arada değilken, ancak birbirimizin gerekliliğini anladık, babacığım. Oysa çok önceleri özlem duyduğum hayatın, sizlerin dışında(senin dışında da çok akrabam var babacığım. Senle kan bağı olan) ve çok uzaklarda bir yerlerde saklı olduğunu ve beni bekleyen geleceğin hep bulunduğum yerin dışında olduğunu sanıyordum. Bunun için uzak yaşama olan güvenimden sana olur olmaz yerde karşı çıktım. Senin dışındaki hayatı gerçek olarak gördüm babacığım. Bu bakımdan sen aldatılan oldun, ben de aldatan oldum maalesef. Şimdilik sen yoksun babacığım. Ve ben özlediğim hayatın içine tepe taklak düştüm. Babacığım, bakıyorum da özlem duyduğum hayat bu mu, diye soruyorum kendime. Cevabını alamadığım için hep kızıyorum kendime ve hep kavgalıyım kendimle. Bu, arzuladığım hayata kavuşmanın anlam verememişliğin değil, senden kopuşun o bitmek bilmeyen hummalı günlere olan sitemim… O zamanlar, senden ayrı düşünülemezdim. Kimi, beni tanımayan insanlar senin adından beni tanımlarlardı. Tabi ki sen o zamanlar ve bir zamanlar, insanların içinde belli bir yer etmiştin kendine. Yani babacığım, benim kendi “oluşum” sen var olmanla özdeş bir bakıma. Senden ayrı ağırlığı hissedilebilen uzun seneler geçirdim. Bu süre içinde senden ayrı olduğum için sadece ilgilerim değişti. Mesela, kitap okumaya başladım, yazılar yazdım, çoğu karşılaştığım insanları ve hoşlandığım ve hoşlanmadığım insanların davranışlarını “tahlil” etmeğe çalıştım. Karşılaştığım her baba-oğul ilişkisini bizimkiyle karşılaştırdım. Onları görünüşte daha samimi buldum. Fakat bizimkisi başkaydı babacığım. Biz daha içtendik. Ve biz hep birbirimizi anlamadan sevdik. Ne sen bana nasıl davranmam gerektiği hakkında bilgi verdin, ne de ben tüm meraklı evlatlar gibi sana olmadık sorular sordum. Oysa hayatımızın en büyük eksikliği, bir arada yaşamanın derinliğini kavrayamadık. Belki boğulurduk diye korktuk. Belki ağırlığını hissetmemek için böyle şeyleri gereksiz bulduk. Kimi zaman evde bir arıza olunca ya da yolunda gitmeyen bir şeyler olunca, kendin güçlü olduğun için ve altından kalkacağını bildiğin için, beni kendinin bile anlayamayacağın bir biçimde belirsiz bir koruma içgüdüsüyle korudun. Babacığım sen hiçbir şeyi beğenmezdin kendi yaptıklarının dışında. Sürekli içinde bir kıyasla yaşadın. Kendini başkasıyla karşılaştırdın hep. Bu yaptığın senle sınırlı kalmadı. Sonunda bana da bulaştırdın. Beni de hiç sevmediğim insanlarla karşılaştırmanın ilkelliğini yoğun yaşadığın için, benim hislerimi anlamada yetersiz kaldın. Bu sebeple karşılaştırıldığım insanları sevmedim hiçbir zaman. İçten içe onlara kin güttüm. Oysa şimdilik hepsinden iyi olduğumu sandığım için onlara olan kinim acıma duygusuna dönüştü. Bir zamanlar senin sayende sevmediğim insanlara, şimdilik kendi sayemde acıyorum. Her şeyi karışık yaşadığın için tüm duygularında birbirine karıştı babacığım. Neye sevineceğini, neye üzüleceğini ve neye ne şekilde tepki vereceğini karıştırdın son zamanlarda. Bu bakımdan tüm belirsizlikler seni buldu. Eleştirilerinde, çok aşırıya kaçtığın için, sevimsizleştin o davranışlarınla. Hep uçların adamı oldun. Ya hep ya hiçle yaşadın. Bir şey ya çok iyi, ya da çok kötüydü senin için. Bunu da neye göre belirlediğini bilemediğim için, yetersiz kaldım seni anlatırken. Bununla birlikte her şeyde yarım kaldım. Orta yolcu olmadın hiçbir zaman. Babacığım en iyi yaptığın şey, kendini bütün varlığınla yaptığın işe vermek oldu. Ben ise tüm olayları kendi kafamın içinde başlayıp yine orda bitirdiğim için, hiçbir zaman gözle görünür bir başarıya ulaşamadım. Bu nedenle olaylar daha gerçekten yaşanmadan soluklaştı. Bense seyrettim ancak. Başka ne yapabilirdim ki… Ben de senleşmeye başladım babacığım. Yaşım ilerledikçe daha bir sana benziyordum. Oysa daha küçükken sana benzemekten korkuyordum ne içindi bilemiyorum. Aklımda ayrı bir dünya olduğu da bu konuda bilgi sağlayabilirdi bana. Ucuz yaşantıları sevmediğim için insanlardan kaçıyorum. Kendimi yaşamaya karar verdim babacığım. Kendimi olduğu gibi… aşırıya kaçmadan ve gereksizliğe düşmeden. Bu sebepten olsa gerek kimseyi beğenmiyorum artık. İnsanlarla konuşmanın yararsızlığını ancak onlarla olan birlikteliğim sona erdiği zaman anlıyordum. Onlar çok iyi zaman geçiriyorlardı. Fakat ben zaman geçsin istemiyordum. Zamanı zamanın içinde yaşamak için kendi inime çekildim. Kimseyle gözle görülür bir muhabbetim olmadığı için konuşmayı da beceremiyorum eskisi gibi. Artık insanları etkilemek istemiyorum, babacığım. Onlardan kopmak ve kendi özümü gerçekleştirmek istiyorum. Bir zamanlar bir daha geri dönüşü kâbus olarak gördüğüm, Özümün aslı olan senin çıktığın yere, yani herkesin biraz küçümsediği o eşsiz önce küçük yerleşim birimi, sonra köy, belediye ve en son ilçe olan o eşiz ilçeme geri dönmek istiyorum, babacığım. Beni başkasından öğrenecek değilsin ya… BAHATTİN OĞUZ
Bu habere toplam 8 yorum yazılmıştır. Mehmet BAYAT
[ 02 Nisan 2010, 13:56 ]
Genç kardeşimin yazılarını zevkle okuyorum.Bundan böyle bu tür yazılarını okuyacağım.Tebrik ediyorum.
yasın dılmen
[ 19 Şubat 2010, 14:28 ]
gercekten cok guzel bahattını tebrık etmek lazım bahattın ben yasın benı bır arasana beklıyorum tamam ben istanbuldayım beklıyorum
murat
[ 13 Ocak 2010, 16:39 ]
Maşallahın var kuzen. Kalemine sağlık. Yazılarının devamını bekliyorum.
|
KÖŞE YAZARLARI
GALERİ
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Anasayfa | Arıcak'tan Haberler | Elazığ'dan Haberler | Türkiye'den Haberler | Spor Haberleri | Konuk Yazarlar Röportajlar | Videolar | Fotograf Galerisi|Anketler | İletişim Tüm Hakları Saklıdır - 2009 © Arıcak.net | designed by: Anadolu Yazılım |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||